Çocuklarda Kaygı ve Ayrılık Kaygısı: Belirtiler ve Ebeveyn Rehberi
Kaygı her çocukta bir dönem görülür ve çoğu zaman gelişimin olağan bir parçasıdır. Anlam taşıyan şey kaygının varlığı değil, çocuğun hayatını ne kadar daralttığıdır. Bu yazı, çocukta kaygının neye benzediğini, ayrılık kaygısının ne zaman beklendiğini ve hangi noktada bir uzmanla konuşmanın yerinde olduğunu anlatıyor.
Çocukta kaygı neye benzer?
Kaygı yetişkinde çoğunlukla bir düşünce olarak yaşanır. Çocukta ise bedende, davranışta ve uykuda görünür. Bu yüzden kaygılı bir çocuk çoğu zaman "kaygılı" değil, "huysuz", "yapışkan", "inatçı" ya da "hasta" diye tarif edilir.
Çocuk "endişeliyim" demez. Karnının ağrıdığını söyler, yatağa gitmek istemez, sizden ayrılmaz, aynı soruyu tekrar tekrar sorar, ya da hiç sebepsiz görünen bir öfkeyle patlar. Belirtinin adı ile duygunun adı arasındaki bu mesafe, kaygının ailede en geç fark edilen tablolardan biri olmasının nedenidir.
İngiltere Ulusal Sağlık Servisi bu ayrımı şöyle koyuyor: kaygı, "çok güçlü olduğunda, giderek arttığında ya da geçmediğinde" ve "çocuğun sevdiği şeyleri yapmasını engellediğinde" ele alınması gereken bir hâle gelir (NHS, Anxiety in children).
Her kaygı bir bozukluk değildir
Karanlıktan korkan bir çocuk, sınavdan önce gerilen bir öğrenci, ilk gün annesinden ayrılmakta zorlanan bir çocuk — üçü de olağandır. Kaygı, tehlikeyi önceden görmeye yarayan işlevsel bir duygudur. Ölçüt şiddeti değil, kısıtlamasıdır: çocuk kaygı yüzünden yapabileceği şeylerden vazgeçmeye başladıysa tablo değişmiştir.
Belirtiler hangi alanlarda toplanır?
Çocukluk çağı kaygısını görmek için üç alana birden bakmak gerekir. Tek alandaki tek belirti anlam taşımaz:
Bedende
• Karın ve baş ağrısı
• Mide bulantısı, iştah değişimi
• Uykuya dalmakta zorlanma
• Sık tuvalete gitme
• Tırnak yeme, kas gerginliği
Davranışta
• Ebeveynden ayrılmama
• Yeni durumlardan kaçınma
• Sık soru sorma, güvence arama
• Ani öfke ve ağlama
• Okula gitmek istememe
Düşüncede
• "Ya bir şey olursa" cümleleri
• Hata yapma korkusu
• Aşırı mükemmeliyetçilik
• Kötü haber beklentisi
• Kendini yetersiz görme
Yaşa göre beklenen kaygılar
Her yaşın kendine özgü korkuları vardır. Yaşa uygun bir korku, yaşa uygun sürede geçer:
8 ay – 2 yaş
Yabancı kaygısı ve ayrılık kaygısı. Bakım veren kişiden ayrılırken ağlama bu dönemde beklenir; bağlanmanın kurulduğunun işaretidir. Ayrılık kısa ve öngörülebilir olduğunda hızla yatışır.
3–5 yaş
Karanlık, yalnız uyuma, canavarlar, gürültülü sesler, hayvanlar. Hayal gücü hızla genişlediği için korkular da somutlaşır. Okul öncesine başlangıçta ayrılık kaygısı yeniden görünebilir.
6–9 yaş
Gerçek tehlikelere kayış — hastalık, kaza, ebeveynin başına bir şey gelmesi, hırsız. Okulla birlikte performans kaygısı ve "arkadaşım beni sevmezse" endişesi eklenir.
10–13 yaş
Sosyal kaygı öne çıkar. Utanma, dışlanma, sınıf önünde konuşma ve görünüş kaygısı sıktır. Sınav dönemleri belirgin bir tetikleyicidir; ayrıntı için sınav kaygısıyla baş etme yazısına bakabilirsiniz.
Ergenlik
Gelecek, kimlik, akran ilişkileri ve ayrılma-bireyleşme gerilimi. Kaygı bu yaşta çoğu zaman sinirlilik, geri çekilme ya da uyku düzensizliği olarak görünür ve "kaygı" adıyla anlatılmaz.
Ayrılık kaygısı ne zaman beklenir, ne zaman fazladır?
Ayrılık kaygısı, bebeklikte ortaya çıkan ve gelişimin olağan bir parçası olan bir tepkidir. Sekizinci ay dolayında başlar, okul öncesi geçişlerde yeniden belirginleşebilir ve genellikle kendiliğinden yatışır.
Tabloyu değiştiren şey süre ve yayılmadır. Çocuk ayrılığı günler öncesinden düşünmeye başlıyorsa, evde tek başına bir odada kalamıyorsa, uyumadan önce ebeveynin yanında olmasını şart koşuyorsa, ebeveynin başına bir şey geleceğine dair tekrarlayan korkular anlatıyorsa ve bu tablo haftalarca sürüyorsa artık "geçecek bir dönem" olarak bırakılmaz.
En sık karıştığı tablo okul reddidir. Çocuk okuldan değil, ayrılıktan kaçıyor olabilir — ikisinin ayrımı için okul fobisi yazısına bakabilirsiniz.
Güvence vermek neden bir süre sonra işe yaramaz?
Kaygılı çocuk sorar, ebeveyn cevaplar, çocuk rahatlar — ve kısa süre sonra yeniden sorar. Bu döngü ailelerin en çok yorulduğu noktadır. Nedeni şu: her güvence, kaygının kısa vadede azalmasını sağlar ve böylece kendini tekrarlamayı öğretir. İşe yarayan yol güvenceyi kesmek değil, yavaş yavaş çocuğun kendi cevabını bulmasına alan açmaktır — "sence ne olur?" sorusu, doğrudan cevaptan daha fazla iş görür.
Kaygılı bir çocukla evde nasıl çalışılır?
Amaç kaygıyı yok etmek değil, çocuğun kaygıyla birlikte hareket edebilmesini sağlamaktır:
1
Duyguyu önce kabul edin. "Korkacak bir şey yok" yerine "bu sana zor geliyor, anlıyorum" cümlesi konuşmanın kapısını açık tutar.
2
Kaçınmayı fark edin. Kaygının büyüdüğü yer kaçınmadır. Çocuğun hangi durumlardan uzak durduğunu bir hafta boyunca not edin.
3
Adımları küçültün. Doğum gününe hiç gitmemek ile iki saat kalmak arasında birçok basamak vardır. Basamağı çocukla birlikte seçin.
4
Ayrılıkları öngörülebilir kılın. Kısa, net ve aynı biçimde vedalaşın. Gizlice çıkmak kaygıyı azaltmaz, bir sonraki ayrılığı zorlaştırır.
5
Kendi kaygınızı ayırın. Çocuk sizin gerginliğinizi okur. Endişenizi çocuğun önünde değil, başka bir yerde konuşmak sürecin bir parçasıdır.
Bu adımlar haftalar içinde sonuç verir. Kaygıyla çalışmak, kaygının azalmasını beklemekten çok, çocuğun kaygıya rağmen adım atabildiğini görmesiyle ilerler.
Ne zaman bir uzmanla konuşulur?
Kaygı haftalarca sürüyor ve azalmıyorsa · çocuk okula, uykuya ya da arkadaşlarına dair şeylerden vazgeçmeye başladıysa · bedensel şikâyetler için hekim değerlendirmesi yapılmış ve bir neden bulunamamışsa · uyku düzeni bozulduysa · panik biçiminde ani ve yoğun ataklar görülüyorsa · ya da aile yaşamı çocuğun kaygısı etrafında şekillenmeye başladıysa.
Bu işaretlerin hiçbiri bir tanıyı baştan koymaz. Yalnızca kaygının kendiliğinden yatışmasını beklemenin artık işe yaramadığını gösterir.
Kuzey Kıbrıs'a özgü birkaç durum
Adadaki aileler bu tabloyu birkaç ek koşulla birlikte yaşıyor:
Okul ve dil geçişleri
Farklı bir eğitim sistemine ya da farklı bir dile geçen çocukta kaygı sık görülür. Belirtiler çoğu zaman geçiş döneminin ilk aylarında yoğunlaşır ve uyum kurulduğunda yatışır — yatışmadığında değerlendirilir.
Aileden ayrı büyüyen çocuk
Ebeveynlerden birinin ada dışında çalıştığı ailelerde ayrılık kaygısı daha uzun sürebilir. Görüşmelerin düzenli ve öngörülebilir olması, süresinden daha çok işe yarar.
Küçük toplumda görünürlük
"Herkes birbirini tanıyor" duygusu, hem çocuğun sosyal kaygısını hem ailenin destek almaya dair tereddüdünü artırabilir. Merkezimizde görüşmeler ve kişisel bilgileriniz gizlilik ilkeleri doğrultusunda korunur.
İki dilde çalışma imkânı
Çocuk kendini hangi dilde daha rahat anlatıyorsa seans o dilde yürütülebilir. Türkçe ve İngilizce seçeneği, uluslararası ailelerde sürecin başlamasını kolaylaştırıyor.
Gazimağusa'da nereden başlanır?
Çocukluk çağı kaygısında çalışma genellikle iki hat üzerinden yürür — çocukla yapılan görüşmeler ve ebeveynin sürece katılımı. Merkezimizde çocuk psikolojisi ve ergen psikolojisi kapsamında bu çalışma yürütülüyor; kaygı aile içindeki bir geçişle iç içe geçtiğinde aile terapisi ayrıca konuşulur. Yetişkinlerde kaygının nasıl göründüğünü merak ediyorsanız kaygı bozukluğu yazısına bakabilirsiniz. Konuşmak isterseniz buradayız.
Son güncelleme:
Sıkça Sorulan Sorular
Ayrılık kaygısı hangi yaşta normaldir?
Ayrılık kaygısı bebeklikte, yaklaşık 8. aydan itibaren beklenen bir gelişim aşamasıdır ve okul öncesi dönemde yeniden görünür hale gelebilir. Bu yaşlarda ağlama, sarılma ve ayrılmakta zorlanma olağandır. Çocuk okula başladıktan sonra da her ayrılışta yoğun panik yaşıyor, ayrılığı günlerce önceden düşünüyorsa değerlendirmeye değer.
Çocuğumun karnı sürekli ağrıyor ama doktor bir şey bulamıyor. Kaygı olabilir mi?
Olabilir. Çocuklarda kaygı çoğu zaman bedenle anlatılır — karın ağrısı, baş ağrısı, mide bulantısı, sık tuvalete gitme. Ayırt edici işaret zamanlamadır. Şikâyet sabahları, okul günlerinde ya da belirli bir etkinlik öncesinde yoğunlaşıp hafta sonu kayboluyorsa kaygıyı düşündürür. Bedensel nedenlerin hekim tarafından dışlanması yine de ilk adımdır.
Çocuklarda kaygı ile utangaçlık arasındaki fark nedir?
Utangaçlık bir mizaç özelliğidir; çocuk yavaş ısınır ama sonunda katılır ve bundan zarar görmez. Kaygı ise günlük yaşamı daraltır: çocuk doğum gününe gitmez, derste parmak kaldırmaz, sevdiği etkinlikten vazgeçer. Ayrımı yapan ölçüt kaygının şiddeti değil, hayatın ne kadarını kısıtladığıdır.
Kaygılı çocuğuma "korkacak bir şey yok" demek doğru mu?
Genellikle işe yaramaz. Çocuk korkusunun mantıksız olduğunu duyduğunda korku geçmez, yalnızca anlatılmaz hâle gelir. Daha işe yarayan sıra şudur: önce duyguyu kabul etmek ("bu sana zor geliyor, anlıyorum"), sonra çocuğun baş edebileceğine dair güven vermek ("zor ama yapabilirsin, ben buradayım").
Kaygılı çocuğu zorlamak mı, korumak mı gerekir?
İkisi de değil. Korkulan durumdan tamamen kaçınmak kaygıyı kısa vadede azaltır, uzun vadede büyütür; ani ve hazırlıksız zorlamaksa güveni zedeler. İşe yarayan yol ortadadır: küçük ve önceden konuşulmuş adımlarla, çocuğun baş edebildiği düzeyde yaklaşmak.
Çocuğumdaki kaygı için Gazimağusa'da nereye başvurabilirim?
Merkezimizde çocuk psikolojisi kapsamında çocukla, ebeveyn danışmanlığı kapsamında ebeveynle görüşmeler yürütülüyor. Çocukluk çağı kaygısında ebeveynin sürece katılması çalışmanın olağan bir parçasıdır. Seanslar Türkçe ya da İngilizce yürütülebilir.
Siteyi işletmek için zorunlu çerezler kullanılmaktadır. İleride eklenecek analitik veya pazarlama araçları için ayrıca rızanız alınacaktır.
Gizlilik Politikası
Çerez Tercihleriniz
Aşağıdan hangi çerez kategorilerine izin vermek istediğinizi seçebilirsiniz.
Zorunlu çerezler her zaman aktiftir.